17 Kasım 2012 Cumartesi
Culture Factory Polymer
Located in Kristiine district in
Tallinn, the capital city of Estonia, Culture Factory Polymer is a
multidisciplinary center for artistic creation. Being a member of European
Centre for Independent Culture and established in 2003, CFP, with its
alternative and un-institutionalized structure, is an art center.
CFP is constituted as a place
where over thirty artists and various culture organizations live together and
work on diverse artistic fields. Being a nonprofit institution it works as a
platform. Mainly in Tallinn, CFP provides support for alternative cultural
formations and artistic creations at this platform. Besides, with its public
events, CFP performs projects based on the participation and collaboration
among the artist-audience and work. CFP aims to enrich its structure which is
open to various artistic and cultural interactions also with the Artist
Every year in August, Polymer,
organizes a two-week long International Contemporary Art Festival. During the
festival, exhibitions, workshops, concerts, films and dance performances are
made. Click on the link below for detailed information about the festival. http://kultuuritehas.ee/?page_id=11
The independent artist and
curator Seçkin Aydın, with his
project called “City As a Home”, has
been invited to the festival that is held in 2012. This project will take place
as a part of the festival with the exhibition of the documentation of workshops
simultaneously held in many cities around the world.
City As a Home
This project consists of artistic
interventions that is composed of a city which transforms itself into its own
space in which artists reside; temporarily or permanently; from its streets,
stations, side-walks to its parks, at the actual space in real time.
The exhibition aims to animate
home -symbol of privacy- outside of itself, in public. One’s privacy, which
gradually exceeds outside of its borders, eventually fractures the public space
as well. Besides the formal and informal rules, it is an individual’s
redefinition of himself in / against society and the system, under a technology
driven and controlled circumstances that dictates our daily life. It is an
attitude from public sphere against the private. It is the re-domestication of
the city which has been made ruthless by capitalism that is also ruthless
itself.
In today’s world, besides the
theoretical concerns of the contemporary art practices which aim to make the
world a more habitable place in general, other types of symmetries on the
possibilities of social life and practices are also essential and is put
forward through the exhibition.
At the same time, we also
consider a utopic world, where the possiblity of converting the capitalist
modernity’s dominant community in favor of the societies. In this sense,
addition of the democratic values of the nations and also the values of
humanity, to the additions of all democratic gains of the world, history and
society makes the contribution of artists essential and enriched.
In the reality of the global
world; countries and cities, participate in the cultural scene as they claim in
this regard. Also, financial, cultural and diplomatic alliances find an
opportunity for discussion in an open platform. When looked at contemporary
art, we can say that the last few decades have been the stage for such global
mergings and compromise.
In this sense, the exhibition
that will take place in the capital city of the northern European country
Estonia, Tallinn, in the month of August, will deal with such issues. “City As
a Home ” project focuses on the question of how an individual can expand his
social reality in a philosophical and artistic way, rather than a project that
is merely focused on the nesting of the division of public and private sphere.
Planned to take place in Tallinn,
the project is designed in the form of three divisions within a period of
nearly two years. The first part of this, the project “Once upon a space” took
place in January, 2011 in Diyarbakir. The first aim of the project, in Marx’s
words, is that a private space , home, is designed as an interspace. What this
meant was to create an interspace
that steps out of the dominant forms of production and distribution, yet,
emphasizes society and humankind. Another approach to home settlement was
brought to daylight. www.evvelmekanicinde.blogspot.com
The second section, “Existing
from home - Resettlement”, was held by curator Seckin Aydin, December 2011 in
the Czech Republic. The second section evaluated, what the individuals brings
when he settles into a new home; what level his history and his society is, or,
in his memory what are some things that transform this new habitat into his
own, as well as what some answers are to such questions. www.inthehomyspace.blogspot.com
Scheduled to take place in
August, in the project “City as a Home” , “we also plan to transform the city
into a home, under a condition to be as comfortable as we can and to design it
in a way that will free our spirits”.
In Charles Boudelaire’s
sentences; “Being away from home, but still feeling right at home; seeing the
world and being in the center of it, but hiding from it...”
Curator: Seçkin Aydın
Artists:
Arzu Arda Kosar
Aslı Işıksal
Barış Seyitvan
Burçin Ünal
Ernest Truelly
Gül Aydın
Hüsnü Dokak
Justin Tyler Tate
Menekşe Samancı
Meral Yağcı
Niyazi Selçuk
Samet Aydın
Sevda Yavuz
Sevval Şener
Şefik Özcan
Uğur Orhan
Culture Factory Polymer
Estonya’nın başkenti Tallinn’in
Kristiine bölgesinde kurulu olan Polymer kültür fabrikası (Culture Factory
Polymer), disiplinler arası bir sanatsal yaratım merkezidir. 2003’te kurulmuş
olan CFP, alternatif ve informel yapısıyla, Avrupa Bağımsız Kültürler
Merkezinin üyesi olup önemli bir sanat merkezi durumundadır.
CFP, otuzu aşkın sanatçının ve
çeşitli kültür organizasyonun birlikte yaşadığı ve farklı sanatsal alanlarda
çalıştığı işbirliklerine açık bir yerleşke biçiminde kurulmuştur. Kar amacı
gütmeyen kurum bir platform olarak çalışmaktadır. Tallinn merkez olmak üzere,
bu platformda, alternatif kültürel oluşumlara ve sanatsal yaratılara destek
sağlamaktadır. Bunun yanında CFP, halka açık etkinlikleriyle,
sanatçı-eser-izleyici arasında katılım ve işbirliğine dayalı projeler
gerçekleştirmektedir. CFP, farklı sanatsal ve kültürel etkileşimlere açık
yapısını aynı zamanda Sanatçı Değişim Programlarıyla zenginleştirmeyi hedeflemektedir.
Her yıl Ağustgos ayında, Polymer,
iki hafta süren bir Uuslararası Güncel Sanat Festivali düzenlemektedir.Festival
süresince, sergiler, workshoplar, konserler, filim ve dans gösterileri
yapılmaktadır. Festival hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linki tıklayınız.
http://kultuuritehas.ee/?page_id=11
2012 ylında düzenlenecek olan
festivale, “City As a Home” isimli
projesiyle Bağımsız Sanatçı ve Küratör Seçkin
Aydın davet edilmiştir. Bu proje, dünyanın birçok şehrinde, eşzamanlı
olarak gerçekleştirilen workshopların dokümantasyonunun, festival kapsamında
sergilenmesiyle gerçekleştirilecektir.
Bir Ev olarak Şehir
Bu proje, kenti, kendi özel
alanlarına dönüştürmek amacıyla, dünyanın farklı şehirlerinde geçici veya
sürekli olarak yaşayan sanatçıların, gerçek zaman ve gerçek mekanlarında, yani
sokaklarda, caddelerde, istasyonlarda, kaldırımlarda, parklarda vs. kentin herhangi
bir yerine veya kente dair herhangi bir unsura yapacakları sanatsal
müdahalelerden oluşmaktadır.
Sergi, giderek mahremiyetini
yitiren özel hayatın kendi sınırlarının dışına çıkarak kamusal alanda anlık
veya sürekli çatlaklar yaratarak, özel hayatın sembolü olan evin dışında bile
evi anımsatacak müdahalelerde bulunmayı amaçlamıştır. Formal ve informal
kuralların yanısıra, teknoloji tarafından da yoğun bir kontrol altında tutulan
günlük yaşamın sınırlarını zorlayarak, bireyin, toplum ve sistem karşındaki/içindeki
konumunu kendisinin belirlemesidir. Özel hayatın kamusal hayata karşı
geliştirdiği bir karşı tavırdır. Vahşi kapitalizmin, kendisi gibi
vahşileştirdiği kenti tekrar ev-cilleştimektir.
Günümüz dünyasında çağdaş sanat
pratiklerinin kuramsal kaygılarını genel olarak dünyayı yaşanılabilir kılmaktan
öte, aynı zamanda başka türlü toplumsal yaşam olasılıkları üzerine bakışımlar
gerçekleştirmek ve bu yönlü pratikler ortaya koymak oluşturuyor. Bunun aynı
zamanda, kapitalist modernitenin egemen toplumsallığını halkların lehine
dönüştürmek biçimde bir ütopyanın gerçeklik kazanmasını da kendi ufkunda
barındırması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda, ulusların kendi insanlık
değerlerini ve aynı zamanda demokratik değerlerini, tüm insanlığın demokratik
kazanımlarına eklemleyebilmesi, dünyaya, tarihe, topluma bakışımlarını
zenginleştirecek deneyimlerin paylaşılması sanatçıların bu yönlü katkılarını
gerekli kılıyor.
Küresel dünya gerçeğinde,
ülkeler, kentler bu anlamda kendilerini kültürel olarak sahneye sürerler.
Bununla beraber hem finanssal, hem kültürel, hem de diplomatik açıdan yeni
birleşmeler, uzlaşmalar bu anlamda diyaloga açık platformlarda tartışılma
imkanı bulur. Çağdaş sanatın son birkaç on yılına baktığımızda diyebiliriz ki
küresel anlamda bu türden birleşmelerin uzlaşmaların, kendini tanıtma
olanaklarının ana sahnesini oluşturmuştur.
Bu anlamda Ağustos ayı içerisinde
kuzey Avrupa ülkesi Estonya’nın başkenti Tallinn’de gerçekleştirmeyi
düşündüğümüz sergi projesini bu türden kaygılarla ele alıyoruz. “Bir Ev olarak
Şehir” projesi, özel alan, kamusal alan bölünmesine ya da iç içeliğine odaklı
bir proje olmaktan ziyade, bir yere-mekana kişinin kendi bireysel gerçekliği
kadar, toplumsal gerçekliğini, hem sanatsal hem felsefi ve aynı zamanda politik
olarak nasıl yayabilir sorusu üzerinden kendine göre kılabildiği cevaplar
arıyor.
Bu proje, iki yıla yakın bir süre
zarfında üç bölüm şeklinde tasarlandı. Bunun ilk bölümü, Ocak 2011’de “Evvel
Mekan İçinde” adıyla Diyarbakır’da gerçekleştirildi. İlk projede amaçlanan, bir
mahrem alanı-“evi” Marx’ın ifadesiyle, “bir toplumsal aralık olarak”
tasarlamaktı. Bu şu demekti; egemen üretim ve paylaşım biçimleri dışına
çıkabilmek, mahrem bir alanı başka türlü bir sosyalliğin/insanlığın ortaya
konulabileceği bir ara alan yaratabilmekti. Eve başka türlü bir yerleşme söz
konusuydu. www.evvelmekanicinde.blogspot.com
İkinci bölüm, “Evden oluş-Yeniden
yerleşme” adıyla, 2011 Aralık’ında, Çek
Cumhuriyetinde gerçekleştirildi. İkinci bölümde amaçlanan, yeni, farklı, bir
mekana yerleşirken, bireyin o mekana getirdiği tarihi, toplumu, ne düzeydedir,
ve bu kişisel hafızada, yeni mekana yansıyan, orayı dönüştüren, kendine göre
kılan neler söz konusudur? Türünden sorulara cevap aramaktı. www.inthehomyspace.blogspot.com
Ağustos ayı içerisinde
gerçekleşmesi planlanan “Bir Ev olarak Şehir” projesinde de; “bir kenti kendi
evimize dönüştürüyoruz, dönüştürürken, kendi evimizi, içinde en rahat
edebileceğimiz şekilde nasıl dizayn etmek istiyorsak, içinde nasıl
özgürleşeceksek öyle dönüştüreceğiz” .
Charles Boudelaire’in
cümleleriyle; “Evden uzakta olmak, ama halen kendini evde hissetmek; dünyayı
görmek, dünyanın merkezinde olmak ama dünyadan gizlenmek...”
Kürator: Seçkin Aydın
Sanatçılar:
Arzu Arda Kosar
Aslı Işıksal
Barış Seyitvan
Burçin Ünal
Ernest Truelly
Gül Aydın
Hüsnü Dokak
Justin Tyler Tate
Menekşe Samancı
Meral Yağcı
Niyazi Selçuk
Samet Aydın
Sevda Yavuz
Sevval Şener
Şefik Özcan
Uğur Orhan
Evin ve Sürgünün Uzmanları
Masters of Home - Masters of Exile
Küratörlüğünü Nicola Caroli'nin yaptığı "Masters of Home - Masters of Exile" isimli projede, Hasan Özdemir isimli Türk asıllı Alman şairin şiirlerinden yola çıkarak görsel sanatlar alanında işler üretmek üzere 2012 Nisan ayında Berlin'e davet edildim ve bir ay boyunca bana tahsis edilen atölyede bu şiirler üzerine düşünceler ve işler ürettim.
Proje kapsamındaki şiirlerde, doğa, memleket ve geçmiş özlemi ile birlikte, ince bir modernizim eleştirisi varken diğer taraftan da şiirlerdeki tüm hasretlere ulaşmak için yine modernizimden medet beklenilmektedir. Şiirlerde, genellikle bir mekandan ve bir sevgiliden bahsedilirken, sözü geçen yer ve kişi kitap boyunca muğlak kalmıştır. Ülkesinden ayrılan şair, yerleştiği bu yeni yeri kendine vatan kılabilmek ve kendini evde hissedebilmek için, geldiği yer ile yerleştiği yer arasındaki benzerliklere tutunmaya çalışmıştır, bu benzerlikler ise genellikle doğa unsurlarıdır. Ancak şair bu yeri kendine ev kılmaya çalışmasına rağmen halen sürgündedir. Edward Said’in sürgündeki yazar için söylediği “evi yazısıdır artık” cümlesini, bu şair için “evi şiirleridir artık” olarak kullanmak yerinde olacaktır.
Şairin sürekli olarak kullandığı Tren imgesi her şiirde değişmektedir; ya birilerinin yolu gözlenir ya da birilerine gidilmeye çalışılır, veya birisi yolculanır. Ancak bu yer, şahıs ve eylemler arasındaki muğlaklık ile sanatçının sürekli olarak öykündüğü doğa ile modernizmin sembolü olan tren arasındaki gelgitler, kitabın tümüne bir belirsizlik havasına bağlı olarak buhran ve bunalım katmıştır. Kendi döneminin toplumsal buhran ve bunalımlarını ve bireyin içine düştüğü ikilemleri kendi şahsında ele alarak otoportreleştiren sanatçı bu buhranların sebebini direk olarak dile getirmekten ziyade dolaylı göndermeler yapmayı tercih ediyor.
Proje kapsamında, sözü geçen şiirlerdeki belirsizliklerden yola çıkarak üç yerleştirme işi yapılmıştır. Bunlardan birincisi; şiirlerdeki belirsizlik ve kararsızlığa paralel olarak yapılmış, gövdesi kent imgelerinden oluşan yaprakları da tren biletlerinden oluşan bir ağaç figürüdür. Gövdesi, farklı kentleri temsil eden anıtlar ve yapıların imajlarıyla kaplanırken, yaprakları da yakından uzağa ve geçmişten bu güne kadar kullanılmış, farklı ülkelere ait yüzlerce tren biletinin siyah beyaz olarak kopyalanıp yaprak ve çiçekler şeklinde kesilerek bu ağaca yapıştırılmıştır. İkinci yerleştirmede ise; straforlar, rölyef şeklinde kesilip oyularak form verilmiş ve çiçek desenli kumaşlarla kaplanmış büyük ebatlarda bir tren bulunmaktadır. Ağaç yerleştirmesinin siyah beyaz olmasına karşın tren oldukça renklidir.
Birincisinde, endüstriyel motiflerle işlenmiş renksiz bir ağaç, diğer taraftanda doğa motifleriyle rengarenk bir çiçek bahçesini andıran sanayileşmenin sembolü haline gelen tren. Bu yerleştirmeler karşılıklı olarak ve birbirlerini tamamlayarak; “modernizmin işgal ettiği doğa ve insanlar için doğallaşan modernizme” değinmeye çalışmıştır.
Üçüncü yerleştime ise; ilk iki yerleştirmenin üretim sürecinin sergilenmesidir. Üretim boyunca kullanılan bütün araçlar, çizilen bütün taslaklar, alınan notlar ve metinler bir stand üstünde sergilenmesiyle gerçekleştirilen bu enstelasyonda; Sanatın, bir düşünme ve eylem biçimi olduğunu savunan sanatçının, sanatla ilgili bireysel tavrıdır. Bu şekilde, ürettiği yerleştirmelerin sadece metâ olmadığını, yoğun bir düşünce ve emek sürecinin sonucu olduğunu vurgulamaya çalışmıştır.
Seçkin Aydın
Mayıs 2012, Berlin
1. Yerleştirme
2. Yerleştirme
3. Yerleştirme
7 Mayıs 2012 Pazartesi
6 Nisan 2012 Cuma
Residency and solo exhibition in Berlin,
masters of home = masters of exile
an interdisciplinary, intercultural poetry project
Visual artist Seçkin Aydın (TR)
curated by poetry mediator Nicola Caroli (D)
with poems by Hasan Özdemir (D)
Residency; 1-26 of April, Exhibition; 27 April- 27 May 2012 | in wortwedding – space for poetry projects.
In masters of home = masters of exile :
Hasan Özdemir was born in Turkey in 1963 and has been living in Germany since 1979. In his poetry he finds a unique language for the experience of home/not home.
The artist Seçkin Aydın (1980, Diyarbakir – Turkey, Ph.D. Lecturer) works in form of installations, performances and object art with the poems. Through this mutual exchange it is possible to experience poetry spacially and to gain different perspectives to the subject home/not home.
In the district Wedding in Berlin 70% of its citizens come from different cultures and the theme home/not home is ever present, for immigrants and non-immigrants alike. The presence of the project masters of home = masters of exile gives visitors the opportunity to reflect on the subject, poetry and the artists‘ work and to talk with the artists or the other visitors.
Exhibition takes place 27. April 2012, 7 pm.
wortwedding – space for poetry projects | Prinzenallee 59 |13359 Berlin
www.wortwedding.blogspot.com | 0170–3872906 | wortwedding@poem-space.com
A project by Nicola Caroli in wortwedding, funded by Kulturverwaltung des Berliner Senats and Quartiersmanagement Soldiner Straße. In cooperation with Verlag Hans Schiler, Berlin. With the media partner taz.
masters of home = masters of exile
Residenz im Rahmen des Projektes Meister der Fremde = Meister der Heimat: Seckin Aydın (TR)


Besuchszeiten während der Residenz mit der Möglichkeit sich über die Arbeit/den Arbeitsprozess auszutauschen: 9., 16. und 23. April 2012, von 16-19 Uhr
Vernissage: am 27. April 2012, von 19-23 Uhr
Ausstellung: 28. und 29. April, von 14-18 Uhr (weitere Öffnungstermine sind dem Mai-Programm zu entnehmen)
Seçkin Aydın wurde 1980 in Diyabakır in der Ost-Türkei geboren. Er beendete sein Studium der bildenden Kunst an der Dicle Universität mit einem Master und studierte Soziologie an der Anadolu Universität in der Türkei. Derzeit promoviert er als Erasmus Student an der Univerzita Jana Evangelista Purkyne in Tschechien zum Thema Affect of Global Homogenization on the Arts and Culture. Von 2001–2006 arbeitete er als Kunstlehrer an Oberschulen, seit 2006 ist er als wissenschaftlicher Mitarbeiter tätig. Er ko-kuratierte zahlreiche Ausstellungen, hauptsächlich in der Türkei. Seine letzte Ausstellung war im Dezember 2011 In The Homy Space; Relocalization mit K3 & Usti in Nad Labem in Tschechien zu sehen. Einige seiner Einzelausstellungen waren disCONNECTING PEOPLE, Wearable Gallery, Usti Nad Labem, Tschechien (02/2012); MAYIN (Klang- & Lichtinstallation) & Piano Sonata in A Major K 331 (11/2010); lll.Rondo Alla Turca. Suluklu Han,Diyabakır, Türkei. Von 2006 bis heute hat Seçkin Aydın an vielen Gruppenausstellungen teilgenommen, die letzten waren:Timeout, Adasanat Gallery, Istanbul, Türkei (03,2012), The More Art Dicle University Art Gallery, Diyabakır, Türkei (10/2011); Be Alert! Duhok Art Gallery , Irak (10/2011) und Take Care of You Amed Art Gallery , Diyabakır, Türkei (06/2011)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















